20 Mayıs 2022 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

İstanbul 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Yağmur Tan

Yağmur Tan

29 Ekim 2021 Cuma

HDP’den ‘Cumhuriyet’ mesajı

HDP’den ‘Cumhuriyet’ mesajı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Siyasi parti ve liderlerinden 29 Ekim hakkında mesajlar gelmeye devam ediyor.

Son olarak HDP’den gelen mesajda, “Demokratik Anayasa, özgür yurttaş ve evrensel hukuk temelinde Cumhuriyeti demokratikleştirme mücadelesi sözünü, tüm Türkiye halkları ile bir kez daha paylaşıyoruz” denildi.

HDP’nin sosyal medya hesabından paylaşılan mesajda şu ifadeler kullanıldı:

“98 yılı geride bırakan Cumhuriyet gerçekliği, bir kez daha toplumsal barışını tesis etmiş ve çoğulcu toplum yapısına uygun demokratik cumhuriyet hedefinin güncelliğine işaret etmektedir. Demokratik Cumhuriyeti gerçekleştirmek hepimizin görevidir.

Demokratik Anayasa, özgür yurttaş ve evrensel hukuk temelinde Cumhuriyeti demokratikleştirme mücadelesi sözünü, tüm Türkiye halkları ile bir kez daha paylaşıyoruz.”

Devamını Oku

Atatürk’ün o sözüne izin yok: Anıtkabir’de polis engeli

Atatürk’ün o sözüne izin yok: Anıtkabir’de polis engeli
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) üyeleri, Cumhuriyet Bayramı’nın 98’nci yıl dönümünü kutlamak için Mustafa Kemal Atatürk’ün huzuruna Anıtkabir’e çıkmak istedi. Ancak HKP üyeleri Anıtkabir’e yine alınmadı.

HKP üyelerinin 29 Ekim’de Anıtkabir’e yürüyüşüne polis izin vermedi. HKP üyeleri son dört yıla kadar 23 Nisan’da, 19 Mayıs’ta, 30 Ağustos’ta, 29 Ekim’de ve 10 Kasım’da Anıtkabir’e, üzerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün kalpaklı portresinin ve “Bağımsızlık Benim Karakterimdir”, “Emperyalistler, İşbirlikçiler, Geldikleri Gibi Gidecekler” sözünün yazılı olduğu bayraklarla Anıtkabir’i ziyaret ediyordu.

POLİS YÜRÜYÜŞE İZİN VERMEDİ

Cumhuriyet’in kuruluşunun 98’nci yıl dönümünü kutlamak için Tandoğan Metro Durağı önünde bir araya gelen HKP üyeleri Anıtkabir’e yürümek istedi. Polis yürüyüşe izin vermedi. HKP üyeleri engellemeyi protesto etti.

HKP’liler adına HKP Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Av. Ayça Okur basın açıklaması yaptı.

Okur açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“29 Ekim ruhuyla, inancıyla Laik Cumhuriyet’e sahip çıkmaya devam edeceğiz! Laik Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına saygı, sevgi ve hürmetlerimizi sunmak için geldiğimiz Anıtkabir ziyaretimiz engelleniyor. Deniyor ki bize; elinizdeki Mustafa Kemal’in kalpaklı portresinin ve onun mücadelesinde temel olan Bağımsızlık Benim Karakterimdir bayraklarını bırakın. Asla! Ayşe, Fatma, Hasan, Mehmet Anıtkabir’e girmiş ne fayda. Tek tek Ayşe’yi, Hatçe’yi, Mehmet’i, Hasan’ı kalpleri güm güm atan bir bütün yapmış, yedi düvele meydan okutmuş, zafere götürmüş o söz olmadan Anıtkabir’e girmek bir anlam ifade etmez, edemez! İşte bu bayraktaki sözdür ‘Söz konusu vatansa gerisi teferruattır’ diyerek Emperyalist düşmana saldırtan. İşte biz böyle bir ülkü için mücadele ediyoruz. Ve inatla bu mücadelemiz devam edecek.

‘VAHDETTİN’LERİN GÜNÜMÜZDEKİ TEMSİLCİLERİNİ İKTİDARA TAŞIDILAR’

Mustafa Kemal önderliğinde kurulan Laik Cumhuriyet; topraklarımızı işgal eden Emperyalist Yedi Düvele ve bu Emperyalist Canavarlara topraklarımızı, Halkımızı sunan Saltanat Sevicileri Ortaçağcı Gericilere karşı kurulan bir savunma kalesi idi. Yıktılar bu kaleyi. 98 yıl önce geldikleri gibi gönderdiğimiz Emperyalist Yedi Düvelin günümüzdeki temsilcileri olan ABD ve AB Emperyalistleri, 98 yıl önceki Vahdettin’lerin, Damat Ferit’lerin, Nemrut Mustafa Paşa’ların, Ali Kemal’lerin günümüzdeki temsilcileri olan AKP’gilleri iktidara taşıdılar.

Emperyalizm ve Ortaçağ gericiliği, mazlum uluslara örnek olan Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın zaferle taçlanmasının, yerli işbirlikçileriyle birlikte kendi gemilerine bindirilip gönderilmelerinin acısını hep yaşadılar. İntikam saati için, yani Laik Cumhuriyet Kalesini yıkmak için birlikte başladılar gerici çalışmalarına. İşte AKP’giller, FETÖ ve her biri yılan yuvası tarikatlar, cemaatler bu gerici çalışmaların ürünüdür. ABD Emperyalistlerinin yönetiminde, elbirliğiyle yıktılar hep kin duydukları laik Cumhuriyet’i, halk düşmanlarına karşı kurulan savunma kalesini.

Önce Laik Cumhuriyet’in yıkılmasına direnç gösterebilecek burçları bombaladılar. Türk Ordusu’nun gururunu kırmak için başına çuval geçirdiler, Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy vb. adlı CIA operasyonlarıyla Mustafa Kemal’in Ordusuna diz çökerttiler, 15 Temmuz Ganimet Paylaşım Savaşı’yla da yere serdiler. Üniversiteleri, bütün eğitim kurumlarını Peşaver Medreselerine, Yargıyı AKP’gillerin Hukuk Bürosuna, Yüksek Seçim Kurulunu da seçim bürosuna dönüştürdüler.

“NE KADAR KURUM, ESER, FABRİKA VARSA YIKTILAR, PEŞKEŞ ÇEKTİLER”

Mustafa Kemal ve laik Cumhuriyet ile özdeşleşen ne kadar kurum, eser, fabrika varsa ya yıktılar ya da peşkeş çektiler. Lozan’a, Mavi Vatan’a, Montrö’ye sahip çıkmayı suç haline getirdiler. Ve Lozan ile kazandığımız Ege’deki 20 Adamızı, 100 yıl önce yakarak yıkarak kaçan ve denize döktüğümüz Yunanlara, emperyalist efendilerinin emri doğrultusunda peşkeş çektiler.

Şimdi biz yurtseverlerin, biz gerçek devrimcilerin bir şeyler yapmasının zamanı. Görev bizlerin omuzlarında. ABD emperyalistlerine ve yerli satılmışlara, Ortaçağcı gericiliğe karşı hiçbir gücün yıkamayacağı, Birinci Kuvayimilliyeciliğin devrimci, kutsal, Mustafa Kemal gelenekli Cumhuriyet Bayrağı başımızda, yepyeni bir savunma kalesi inşa etmek zorundayız.”

HKP üyeleri açıklama sırasında, “Yaşasın Cumhuriyet Bayramımız”, “Emperyalistler, İşbirlikçiler, Geldikleri Gibi Gidecekler”, “Bağımsızlık Benim Karakterimdir”, “Mustafa Kemal Ölümsüzdür” sloganları attı.

Devamını Oku

Çin’in güneyinde ölümcül panik!

Çin’in güneyinde ölümcül panik!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Guangdong Eyaleti Sağlık Komisyonu, 10 milyon nüfuslu Dongguan şehrinin yerel sakinlerinden birinin, H5N6 varyantı ‘kuş gribi’ ile enfekte olduğunun tespit edildiğini bildirdi. Hastanın virüsü nasıl kaptığı henüz netlik kazanmadı.

Kuş gribi ailesine mensup H5N6 alt tipinin özellikle ölümcül olduğu, enfekte olanların yarısından fazlasını öldürdüğü ve her yaş grubunda ciddi hastalıklara neden olduğu bilinmekte.

DSÖ ‘ACİL ARAŞTIRMA’ TALEP ETTİ

RT’de yer alan habere göre, Perşembe günü bildirilen enfeksiyonun, bir insana bulaştığı bilinen ’50. vaka’ olduğu kaydedildi. Nispeten düşük sayıya rağmen, uzmanlar artan enfeksiyon sıklığından endişe duyuyor.

Habere göre, tüm H5N6 vakalarının neredeyse yarısı 2021’de tespit edilirken 2020’de sadece beş kişi rapor edildi.

Dünya Sağlık Örgütü Ekim ayının başlarında bu artışın nedeninin “acil olarak” araştırılması gerektiğini söyledi.

VAKALARIN TAMAMI ÇİN’DE

Bilinen vakaların neredeyse tamamı Çin’de rapor edilirken, bazı bilim adamları virüsün mutasyona uğradığını ve daha fazla bulaşıcı hale geldiğini öne sürüyor.

Kayıtlı enfeksiyonların en az 10’unun H5N8 virüsü ile benzer genetik özelliklere sahip olması nedeniyle son vakaların yeni bir varyant olabileceği düşünülüyor.

“İNSAN SAĞLIĞI İÇİN CİDDİ BİR TEHDİT”

Rotterdam’daki Erasmus Üniversitesi Tıp Merkezi’nden karşılaştırmalı patoloji profesörü Thijs Kuiken, Reuters’a demecinde, “Bu varyant [insanlar için] daha bulaşıcı olabilir. Kümes hayvanlarında şu an bu virüsten çok fazla olabilir. Bu yüzden daha fazla insan enfekte oluyor” dedi.

Çin Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) tarafından Eylül ayında yayınlanan bir araştırmada, “H5N6’nın, artan genetik çeşitliliği ve coğrafi dağılımı ile kanatlı endüstrisi ve insan sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturduğu” kaydedilmişti.

Bugüne kadar bir insana bulaşmış ilk H5N6 vakası, Çin’in Sichuan eyaletinde 2014 yılında tespit edildi.

Devamını Oku

Erdoğan’dan 10 büyükelçi için yeni hamle

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Erdoğan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için Anıtkabir’de düzenlenen resmi törenin ardından, Cumhurbaşkanlığı’nda bayram tebriklerini kabul etti.

Başta TBMM Başkanı Mustafa Şentop, TBMM başkanvekilleri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri olmak üzere üst düzey bürokrasi, bayram tebriklerini Erdoğan’a iletti.

TEBRİK TÖRENİNDE TEMSİL EDİLMEDİ

İş insanı Osman Kavala’nın serbest bırakılması için ortak çağrı yapan ABD Büyükelçisi David M. Satterfield, Almanya Büyükelçisi Jürgen Schulz, Fransa Büyükelçisi Herve Magro, Kanada Büyükelçisi Jamal Khokhar, Hollanda Büyükelçisi Merjanne de Kwaasteniet, İsveç Büyükelçisi Staffan Herrström, Norveç Büyükelçisi Erling Skjonsberg, Yeni Zelanda Büyükelçisi Wendy Hinton, Finlandiya Büyükelçisi Ari Maki ve Danimarka Büyükelçisi Danny Annan, Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlenen tebrik törenine davet edilmedi.

Bu ülkeler, hiçbir seviyede tebrik töreninde temsil edilmedi. Büyükelçilere, bu programa davet edilmeyeceklerinin önceden tebliğ edildiği öğrenildi.

10 büyükelçinin Kavala ile ilgili çağrısının ardından başlayan krizin ABD Büyükelçiliği’nin başlattığı Viyana Sözleşmesi’nde yer alan “ülkelerin içişlerine karışmama” taahhüdünün hatırlatıldığı açıklama ile çözülmesine karşın, elçilerin tebrik törenine çağrılmamasının Cumhurbaşkanlığı’nın tavrı olduğu belirtildi. 10 büyükelçinin bir süre daha Cumhurbaşkanlığı programlarına davet edilmesi beklenmiyor.

Öte yandan tebrik törenine, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da katılmadı.

Devamını Oku

İşte Merkez Bankası’nın yeni yol haritası

İşte Merkez Bankası’nın yeni yol haritası
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, “Döviz artıyor, yaşasın enflasyon düşecek!” başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Merkez Bankası’nın yeni yol haritasının artık çok net olduğunu söyleyen Aktaş, “Faiz indirilerek TL zayıflatılacak ve böylece döviz problemi ortadan kalkacak, sonuçta enflasyon düşecek…” dedi.

Aktaş, Merkez Bankası’nın yeni yol haritasını “Nasrettin Hoca’nın peşin parasından daha garantili bir mekanizma” sözleriyle eleştirdi.

Alaattin Aktaş’ın yazısı şöyle:

“Merkez Bankası’nın yeni yol haritası artık çok net: ‘Faiz indirilerek TL zayıflatılacak ve böylece döviz problemi ortadan kalkacak, sonuçta enflasyon düşecek…’ Nasrettin Hoca’nın peşin parasından daha garantili bir mekanizma!

Peki cari fazla verme aşamasına üç-dört yıldan önce gelinemezse bu sürede enflasyonun yüksek kalacağı kabul edilmiş mi oluyor? Başkana yöneltilen ama gerçek bir yanıt alınamayan önemli bir soru…

Bundan sonra boş verin öyle detaylı analizleri… ‘Şu olursa, şöyle olursa’ gibi yaklaşımlara dayalı tahminleri… Döviz kuruna iyi bakın yeter! Kur artıyor mu, bu demektir ki enflasyon düşme yoluna girdi.

Ama yok öyle yağma, dövizin gıdım gıdım artması yetmez; hatırı sayılır ölçüde artışlar olmalı. Olmalı ki, bu artışlar sayesinde ihracatımızı artıralım, ithalatımızı düşüremesek de yatay seyreder hale getirelim ve dış ticaret dengemizi iyileştirelim.

Dış ticaret dengemizi iyileştirelim ki, yani fazla verir duruma gelemesek de açığı kapatalım ki cari işlemler dengesindeki müzmin açığı yok edebilelim.

Cari açık yok olsun ki döviz sıkıntımızı geride bırakabilelim.

Dövizin bollaşmasıyla ne olacağını sormayın artık! Bunun nasıl sonuçlar doğuracağı görülemiyor olunamaz.

Döviz bollaşınca kur aşağı gelecek değil mi…

Kur aşağı gelince de ne olacak, tabii ki enflasyon düşecek.

Sakın şunu da sormayın!

‘Kuru aşağı çekebilmek için bu kadar zahmete girmeye, birbirine bağlı bunca gerçekleşmeye bel bağlamaya, üstelik işe yarayıp yaramayacağı bilinmeyen bunca çabaya gerek var mı? Kuru şimdi yukarı iten adımlardan kaçınmak çok daha yalın, çok daha akılcı değil mi?’ Rasyonel düşünce bu soruyu tabii ki sordurur…

Rasyonel adım atmayanlar ise yukarıdaki senaryoya bel bağlamaktan geri durmaz…

İKTİSAT BİLİMİNE KATKI!

Önce şunu vurgulamamız gerekir. Son zamanlarda bugünkü konuda sık sık tekrara düştüğümüzün farkındayız. Ama konu öylesine gündemde tutuluyor ki, değinmeden geçmek olmuyor.

Yıllar yılı enflasyonun nedeni olarak yüksek faizi gördük, görmeye de devam ediyoruz. Ama son faiz indirimini sanki farklı bir amaca hizmet için yaptığımıza dönük bir görüntü var.

Söylenenleri özetleyelim:

‘Faizi indirdik ki kur arttı, kur artsın ki dış ticaret dengemiz iyileşsin, dış ticaret dengemiz iyileşsin ki cari açık sorunu geride kalsın, döviz bollaşsın, böylece ucuzlayacak dövizle birlikte enflasyon aşağı gelsin…!

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’na dün enflasyon raporunu açıkladığı toplantıda yöneltilen sorulardan biri de bu sürecin ne zaman tamamlanacağıydı.

Bir meslektaşımız, cari fazla verme aşamasına üç-dört yıldan önce ulaşılamadığı takdirde bunun bu kadar süre enflasyonun düşmeyeceği anlamına gelip gelmediğini sordu. Biz de merakla bu soruya ne yanıt verileceğini bekledik. Ne yazık ki söylenenlerle sorunun pek bir ilgisi yoktu; havanda su dövüldü.

ENFLASYON RAPORU MU, CARİ DENGE RAPORU MU?

Yılın son enflasyon raporunu açıklayan Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, konuşmasında ısrarla cari açık vurgusu yapmaya devam etti. Hadi biraz abartarak söyleyelim; zaman zaman açıklanan enflasyon raporu mu, yoksa cari denge raporu mu diye kuşkuya da düşmedik değil!

Türkiye enflasyonun gerilemesine ilişkin tüm varsayımlarını cari işlemler dengesine bağlamış gibi bir görüntü çiziyor. Sihirli bir el dokunup cari dengede fazla durumuna geçsek bile bunun enflasyonu aşağı çekeceğini varsaymak biraz abartılı bir kabullenme sayılmalı.

Peki Şahap Kavcıoğlu’nun şu vurgusuna ne demeli: ‘Faizlerin inmesi, üretimin ve yatırımların artması noktasında üzerimize düşeni yapıyoruz, yapacağız da…’

Sanırsınız bu sözleri bir merkez bankası başkanı değil, bir kalkınma bankası genel müdürü söylüyor!

YA KUR ARTIP DÜŞENE KADAR OLACAKLAR?

Varsayalım ki kur artınca Merkez Bankası’nın senaryosu tıkır tıkır işleyecek. Bir süre sonra cari fazla, bu sayede kurun aşağı gelmesi ve enflasyonun düşmesi… Hepsi gerçekleşecek.

İyi de bu zaman dilimindeki olumsuzluklar ne olacak? O olumsuzlukları başka bir toplum, başka bir ülke mi yaşayacak? Külfet onlara, nimet bize mi kalacak yani?

Bu süreçte neler yaşanabileceğini tekrar tekrar yazmayalım. Yaşanacaklara ilişkin küçük bir senaryo kaleme almış ve bu senaryoya köşemizde 26 Ekim’de yer vermiştik. Göz atmak isteyenlere hatırlatmış olalım.

YENİ ENFLASYON TAHMİNİ YÜZDE 18.4

Merkez Bankası yılın son enflasyon raporunda 2021 ve 2022’nin enflasyon tahminlerini değiştirdi.

2021 için ikinci raporda yüzde 14.1 olarak yer alan 2021’in yıl sonu TÜFE tahmini yüzde 18.4’e çıkarıldı. 2022’nin yüzde 7.8’lik tahmini de yüzde 11.8’e yükseltildi.

TÜFE yılın ilk dokuz ayında yüzde 13.04 artış gösterdi. Merkez Bankası’nın yüzde 18.4’lük yıllık tahmininin tutması son üç aydaki artışın yüzde 4.74’te kalmasıyla mümkün olacak.

Bu oranda kalınması mümkün. Çünkü üç ay için yüzde 4.74 hiç de küçük bir oran değil. Merkez Bankası’nın yıllık gerçekleşme konusunda gerçekçi bir tahmin belirlediği söylenebilir.

Ne var ki petrol fiyatlarının hızla artıyor olması, faiz indirimi yüzünden TL’nin değer kaybı ve akaryakıtta maliyeti pompa fiyatına yansıtmayı engelleyecek ÖTV marjının sıfırlanması son çeyrek için öngörülen yüzde 4.74’lük TÜFE artışını zora sokabilir.

Bu oran normal koşullarda gayet gerçekçi olmakla birlikte mevcut gelişmeler ışığında yukarı yönlü bir miktar sapma görülürse buna da pek şaşmamak gerekir.”

Devamını Oku