02 Temmuz 2022 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

İstanbul 26°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Hüseyin Baş, Adem Metan’ın Youtube programına konuk oldu

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Adem Metan’ın Youtube programına konuk oldu. Hüseyin Baş, kendisine yöneltilen ‘babadan oğula siyaset’ eleştirilerine, “Benim babam siyasetçi diye ben siyasi yasaklı mıyım, niye ben yapamayayım ki? Bu, demokratik yöntemlerle seçilmiş bir durum” diye cevap verdi.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Adem Metan’ın Youtube kanalında yaptığı “Peki Sonra” programına konuk oldu. Hüseyin Baş, babası Prof. Dr. Haydar Baş’ın vefatının ardından BTP Genel Başkanlığı’na seçilmesinin ardından bazı çevrelerce dile getirilen ‘babadan oğula siyaset’ eleştirilerine, İsmet İnönü ve oğlu Erdal İnönü’yü örneğiyle cevap verdi. Hüseyin Baş, “Ben, fikri olan biriyim. ‘Popülist bir söylem, popüler bir mantık peşinde gideyim, birilerinden nemalanayım’ diyen biri değilim ki. Ben, gerçekten bir siyasetçiyim” dedi.

Hüseyin Baş, Adem Metan’ın programında şöyle konuştu:

“BENİM BABAM SİYASETÇİ DİYE BEN SİYASİ YASAKLI MIYIM, NİYE BEN YAPAMAYAYIM Kİ”

“Bana siyasette bugüne kadar yapılan eleştiri tek bir cümleden ibaret. O kadar şey söyledim, tek bir cümle bana eleştiri olarak geliyor. O da ‘Babadan oğula siyaset yapıyor.’ Bu bana o kadar sığ ve saçma geliyor ki cevap verme gereği bile duymuyorum. Ben bir şey söylüyorum, bunun konuyla ne alakası var? Ayrıca benim babam siyasetçi diye ben siyasi yasaklı mıyım, niye ben yapamayayım ki? Bu, demokratik yöntemlerle seçilmiş bir durum. Sonra ben hakikaten bir fikir koyuyorum, bir şey söylüyorum, burası gayet demokratik, herkese açık bir ortam. Bu, İsmet İnönü-Erdal İnönü denkleminde gördüğümüz gibi başarılı bir siyasettir aslında. Başarılı derken beğenirsin, beğenmezsin ama Türkiye’de bir şeyleri taşıyabilmiş bir siyasettir. Bu garipsenecek bir şey değil ama ben isterim ki beni fikirlerimle eleştirsinler. O şarkı söyleyen adamla ‘dövizi düşürmek için 40 milyar dolar sattılar’ diyen adam aynı. ‘Ayasofya’da 10 Kasım’da Atatürk için Mevlit okutalım’ diyen adam aynı veya Türkiye’nin başkaca problemlerine başkaca bakış açıları açan adam aynı.

“BEN FİKRİ OLAN BİRİYİM”

Ben, fikri olan biriyim. ‘Popülist bir söylem, popüler bir mantık peşinde gideyim, birilerinden nemalanayım’ diyen biri değilim ki. Ben gerçekten bir siyasetçiyim. Bugün Türkiye’de siyasetin geri kalmışlığını anlatmaya çalışan bir siyasetçiyim. Ben, ‘Çok geri kaldınız, çok sığ kaldınız, bunları düzeltelim, bunu yeni bir mantığa, yeni bir dünyaya açalım’ diyen bir siyasetçiyim. Ben, arkasına kocaman bir Atatürk resmini koymuş biriyim. Bence herkes sevmek zorunda, bu Atatürk için geçerli. Beni sevmesin, bana saygı da duymasın, burası benim için önemli değil. Ben şunun için hizmet ediyorum. Beni seven için, benimle gelecek kurmak isteyenler için, bana saygı duyanlar için hizmet ediyorum ama diğerleri için de hizmet edeceğim. Ama o beni sevsin sevmesin, burası değil benim meselem. Günün sonunda ben, bugün Türkiye’de idarede olursam emin olun hepsi beni sevecek, çünkü ben kimseyle çekişmiyorum, kavga etmiyorum, kimseyle bir alıp veremediğim yok, kimseyle de bir kan davam yok. Ben böyle biriyim. O yüzden o sevgi ağını zaman içinde emin olun kuracağız. Bundan kesinlikle eminim.

“GELİN HEP BİRLİKTE BİZ YARINIMIZI ŞEKİLLENDİRELİM”

Türkiye’de ilk defa oy kullanacak 6 milyonun üzerinde genç seçmen var. Ben, bu seçmenin tamamını alabilecek potansiyelde biriyim. Niye? Çünkü ben bunlarla aynı dünyanın içindeyim. Onların beklentilerini biliyorum ve onlara cevap verebilecek bir hayat görüşüm var. ‘Bu iktidarın çocukları yıkacak, onlar bile oy vermeyecek’, bu çokça propaganda edilir. Çok doğru, oy vermeyecek, ama sana da oy vermeyecek, seni de beğenmiyor ki. Muhalefetin çocuğu da muhalefete oy vermeyecek ki çünkü o da beğenmiyor o siyaseti. Bugün benim önümdeki tek sıkıntı şudur. Ben, 1,5 yıllık genel başkanlık süreci olan bir siyasetçiyim. Dolayısıyla 1,5 yılda Türkiye’nin tamamı tarafından tanınmak zor bir şeydir ama gün geldiğinde, çok kısa bir zaman sonra tüm Türkiye beni tanıyacak ve tanıdığı gün, ‘Ben aradığımı buldum’ diyecek. O yüzden ben gençlere hep şunu söylüyorum; 10 yıl sonra bu insanlar yok ve yarın aramızda olamayacak insanlar bizim yarınımızı şekillendiriyor, niye buna müsaade edelim. Gelin hep birlikte biz yarınımızı şekillendirelim. Hata yapalım, üzülelim, mutlu olalım, kavga edelim vs. insani bütün duyguları yaşayalım ama beraber yapalım, kendi geleceğimizi kendimiz kurgulayalım. Başkasına bunu emanet etmenin bir mantığı yok. Çünkü bugün herhangi bir siyasetçi üniversiteden bahsediyor ama üniversiteyi 1980’de okumuş. Sen benim okuduğum üniversiteyi bilmiyorsun ki. Çünkü çok eski bir bakış açıları var. Bu kadar farklılığın olduğu yerde bizi birleştiren bir unsur var. Bu, Atatürk’ün temellerini attığı Cumhuriyet ve demokrasi anlayışıdır. Ben o yüzden bunu hep söylerim; bu çizgiden uzaklaşmadığımız sürece bize hiçbir şey olmaz ama bu çizgiden uzaklaşırsak sonu kavga, büyük problemler… Sokakta bir mülteci gördüğümüzde Atatürk’ü hatırlamak lazım. Bugün bizi mülteciden ayıran şey, işte Atatürk’ün kurduğu yapı. Buna bağlı kalmak siyasetin de insaniyetin de bugünün şartlarında dünya insanı olmanın da en önemli adımlarından biridir.

“MASA OLUŞUYORSA BENCE EKONOMİ TEMELLİ OLUŞMALI”

Altılı masanın siyasi bakışı derseniz; şimdi Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem odağı ile buluşuyorlar, tamam güzel. Türkiye’de rejimin parlamenter sisteme dönmesi ve üniter yapının korunması benim için de kıymetli bir şey ama Türkiye’de ekonomi bence daha büyük bir problem. Masa oluşuyorsa bence ekonomi temelli oluşmalı. Biz neyi çözeceğiz? Program temelli oluşmalı, ‘yarın iktidar olduk ne yapmayı düşünüyoruz’ diye bir çalışma yapmak bence daha kıymetli olurdu. Ama Türkiye siyasetinin bir şekilde bir masa etrafında buluşabilmesi de bence kıymetli ki orada 6 benzemez parti var. Bu güzel, otursunlar konuşsunlar, bu 7 olsun, 8 olsun, 10 olsun, Türkiye’deki bütün siyasi partiler olsun.

“MİLLİ EKONOMİ MODELİ DEDİĞİMİZ BENİM BABAM PROF. DR. HAYDAR BAŞ’IN YAZDIĞI VE DÜNYADA BİRÇOK ÜLKEDE UYGULANANA MODEL”

Bu ülkede ekonomiyi ben düzeltirim, bunu bizden başka hiçbir siyasi parti yapamaz. Çünkü bizim parti olarak farklı bir formülümüz var, Milli Ekonomi Modeli var. Milli Ekonomi Modeli dediğimiz, benim babam Prof. Dr. Haydar Baş’ın yazdığı ve dünyada birçok ülkede uygulanana model. Ben bambaşka bir bakış açısı koyuyorum ve sizin kabul ettiğiniz ekonomik görüşlerin yanlış olduğunu söylüyorum. Özelleştirmeler neoliberal bakışın bize dayattığı fikirler ve kavramlardır; ‘devlet istihdam yapmaz, devlet üretim yapmaz, bu rekabet kuralına da aykırıdır, devleti de yorar’ falan filan…  E sonra? Elektrik faturaları canımızı yakıyor, çünkü özelleştirdin. Bunu biz birçok sektörde yaptık, Cumhuriyet’in bütün kazanımlarını özelleştirdik. Devlet bunu niye yapmasın? ‘Yapmaz yapmaz’ dedik yapmadık, niye yapmasın? Bunu kimse sormadı. Yapabilir, çok daha iyisini de yapabilir, rekabet içinde de olabilir, vatandaşını da bu işe katabilir. Bunun gibi benim anlattığım bambaşka bir ekonomik dünya var. Vatandaşımızın parası yok. Enflasyonun, fiyatların bu ortamdan geri çekildiği bir ortama dönmesini bekliyorsak çok yanılıyoruz, dönmeyecek. Bugüne kadar hiçbir şey dönmemiştir. Dolayısıyla bunun çözümü vatandaşın daha zenginleşmesini sağlamaktır. Ekonomiye başka bir bakış açısı lazım. Üreten, tüketen, vatandaşı için var olan bir devlet algısı ortaya koyarsak ekonomideki problemi temelli bir şekilde ortadan kaldırabiliriz.”

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Davutoğlu, “Siyasetçiler gidebilir ama hekimlik hep kalacak.”

HIZLI YORUM YAP