16 Nisan 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

İstanbul 10°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Sivas’ın ateşi sönmeyecek!

Türkiye, tam 27 yıl önce 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yapılan katliam sonrası 33 aydın ve sanatçını yitirdi. Pir Sultan Abdal şenliklerine katılmak amacıyla Sivas’ta bulunan aydınlar ve sanatçılar dinci, gerici insanlar tarafından vahşice katledildi. Devlet, katliamcılara müdahale etmek yerine şehrin orta yerinde onlarca insanın göz göre göre yakılarak öldürülmesini izledi. Yine aynı devlet faillere dönük güçlü ve yerinde bir yargılama yapmadı. Katiller zaman içerisinde ‘aklandı’.

KATLİAM NASIL BAŞLADI?

Provokasyon, tahrik ve kışkırtma şenliklerden birkaç gün önce başladı. Sivas’ta çıkan bazı yerel gazeteler Pir Sultan Abdal şenliklerini ve şenliklere davetli Aziz Nesin’i açıkça hedef gösterdi. 30 Haziran 1993’te ve şenlik günleri boyunca şehirde kimin bastığı ve dağıttığı hâlâ tam olarak aydınlatılmamış el ilanları ve bildiriler dağıtıldı. Bu bildirilerden bir tanesi “Müslüman Kamuoyuna” diye başlıyor ve Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri kitabını Türkçeye çeviren Aziz Nesin’i şu kelimelerle hedef alıyordu: “Aziz Nesin Kuran’ın korunmuşluğuna dil uzatmış, Hz. Peygamber (S.A.V)’ın hayatını (haşa) bir genelev ortamına benzetmiştir.”

1 Temmuz’da Aziz Nesin’in açılış konuşması yapmasıyla Pir Sultan Abdal etkinlikleri başladı. Şehrin gergin ve provokasyona açık olduğu günler öncesinden biliniyor olmasına rağmen kolluk kuvvetleri hiçbir önlem almadı.

2 Temmuz günü çeşitli camilerden Cuma namazı çıkışı toplanan gerici güruh önce aydınları ve sanatçıları şehre davet etmiş Sivas valisini hedef aldı. “Vali İstifa” sloganlarıyla valilik taşlandı. Vali Ahmet Karabilgin’in çevre illerden talep ettiği takviye birlikler ne hikmetse şehre bir türlü ulaşmadı.
Şenliklerin yapıldığı kültür merkezine doğru ilerleyen kalabalık orayı da taş yağmuruna tuttu. Kültür merkezinin önünde bulunan “Halk Ozanları” heykeli parçalandı. Pir Sultan Abdal’ın heykeline ip geçirilerek heykel yerlerde sürüklendi. Kitle birileri tarafından organize ediliyor ve sürekli yönlendiriliyordu. Karşısına ne çıkarsa yakıp yıkan katliamcı kalabalık, “Sivas laiklere mezar olacak” ve “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak” gibi sloganlar atıp tekbir getirerek Madımak Oteli’nin önüne doğru yürümeye başladı.

MADIMAK OTELİ’NDE YAŞANANLAR

Sayıları 10 binleri bulan kalabalık Aziz Nesin’in ve diğer aydınlarla sanatçıların konakladığı Madımak Oteli’nin önüne ulaştı. Otelle kalabalığı ayıran sadece cılız bir polis şeridi vardı. Güruh önce taşlarla otelin camlarını kırdı. Dakikalar ilerledikçe sayıları ve öfkeleri artıyordu.

Madımak Oteli’nin içindekiler gergin bir bekleyiş içindeydiler. Telefonla tanıdık devlet görevlilerini ve siyasileri aramak haricinde ellerinden başka bir şey gelmiyordu. Kimi aradılarsa kendilerine telkin edici konuşma yaptı. Oysa durum gerçekte çok farklıydı. Takviye birlik diye bir şey ortada yoktu. Cılız bir askeri birlik otelin önüne gelmeye çalıştıysa da hemen geri çekildi. Madımak Oteli katliamcı, dinci, gerici karanlık karşısında yapayalnız bırakılmıştı.
Ne yaparlarsa yapsınlar kendilerini durduracak hiçbir güç olmadığından iyice emin olan kalabalık önce otelin önündeki araçları ardından da oteli ateşe verdi.

Otelin ateşe verilmesiyle birlikte 33 aydın ile sanatçı ve 2 otel çalışanı olmak üzere toplam 35 insan ateşten ve dumandan dolayı yaşamlarını yitirdi.

KATLİAMIN ARDINDAN YETKİLİLER

Katliamın gerçekleştiği dönemde Süleyman Demirel cumhurbaşkanı, DYP-SHP koalisyon hükümetindeyse Başbakan Tansu Çiller’di. SHP Lideri Erdal İnönü başbakan yardımcısıydı. Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’ti.

Cumhurbaşkanı Demirel katliamın ardından, “Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiş” dedi. Çiller, “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” diyerek hocası Demirel’in açıklamasını daha ileriye taşıdı. İnönü, “Ne yapayım, yetkim yoktu” diyerek SHP’ye yöneltilen suçlamalara cevap vermeye çalıştı. Çiller’le olan derin muhabbeti için “Tak emrediyor, şak yapıyorum” diyen genelkurmayı başkanı Güreş ise katliamdan iki sene sonra DYP’den milletvekili oldu.

SONUÇ

Türkiye 2 Temmuz 1993’te yaşadıklarına neden olan karanlığın içinden hâlâ çıkabilmiş değil. Harmanlanan ve halk düşmanı karakterini daha da geliştiren Türk-İslamcı ideoloji, bugün de Devlet eliyle iktidarını sürdürüyor.

Türkiye’de egemen akıl, kendisini tehdit altında hissettiği her dönemde katliam ve linç siyaseti izlemekten hiç çekinmedi. Bu vahşet siyaseti, iktidarı sürdürmenin bir yöntemi olarak kullandı.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Madımak anması sınırlı katılımla yapılacak

HIZLI YORUM YAP